Nal Hangi Dilde? Bir İzmirli Gençten Mizahi Bir İnceleme
Hayat, bazen o kadar karmaşık ki, bir kelime bile insanı derin düşüncelere sevk edebiliyor. Mesela “nal” kelimesi. Evet, doğru duydunuz, nal. Bu kelime hakkında bir şeyler yazmaya karar verdim çünkü ne zaman İzmir’deki arkadaşlarım arasında sohbet başlasa, birisi bu kelimeyi sarf ettiğinde ortam bir anda alakasız bir hal alıyor. Kimse, “nal hangi dilde?” sorusuna net bir cevap veremiyor. Ve işte ben, tam da bu noktada devreye giriyorum.
Hadi gelin, birlikte nal kelimesinin gizemini keşfe çıkalım, hem de bir İzmirli’nin gözünden.
Nal Hangi Dilde? (Ve Benim Kafamdaki Durum)
Geçen gün, mahalle bakkalı Salih Abi’nin dükkanında bu soru tekrar gündeme geldi. Herkesin keyfi yerindeydi, birden “nal” konusuna girmeye karar verdim. Bildiğiniz gibi, arkadaş ortamımda sürekli espri yapan bir tip olduğum için, “Beyler, sizce ‘nal’ hangi dilde?” diye sorunca ortamda bir sessizlik oluştu.
Salih Abi’nin gözleri büyüdü: “Ula, o nedir?” dedi. “Abi, nal işte, hani atların ayaklarında kullanılan şey!” diye cevap verdim. O da tabii bildiği dilde şaşkın bir şekilde, “Vallahi ben nalı bilemedim de, dilin halini iyi biliyorum!” diyerek ortamı başka bir yere çekmeye çalıştı.
O an fark ettim ki, insanlar “nal” kelimesinin hangi dilde olduğunu sorgularken, aslında sadece dilsel bir merak duygusu değil, aynı zamanda bilinçaltındaki bir şeyi dile getirmeye çalışıyordu. Çünkü “nal”, ne zaman duyulsa, insanın aklına at, eşek ya da eski zamanlar gelir. Ama kimse bu kelimenin kökenini öğrenmek istemez. Sadece duyduğunda “yoo, bu işin bir sırrı var!” deyip geçer.
Nal’ın Dili: Bir Düşünce Kıvrımı
Gelelim şimdi daha ciddi bir konuya, ya da en azından daha ciddi gibi görünen bir şeye: “Nal hangi dilde?” sorusu bir şekilde bizim dilimizde bir karmaşa yaratıyor. Herkesin bildiği o Türkçe kelimeler var ya, hani iş yerinde, okulda ya da sokakta kolayca kullanıyoruz ama kökeni hakkında kimse bir şey bilmiyor. “Nal” da tam böyle bir şey. Hepimizin dilinde ama bir türlü gerçekten hangi dilde olduğunu çözemiyoruz.
Bence işin garipliği burada: Biz, kelimenin anlamını bilsek de, kökenine inmiyoruz. Hadi bakalım, biraz tarihsel kafa karıştırmaca yapalım. Eski Türkçe’de, “nal” kelimesi at nalı anlamına geliyormuş, tabii kimse bunu atları çok sevdiği için kullanmaz, o dönemde at nalı adeta bir metal işçiliği olarak kabul ediliyordu. Ancak zamanla dil evrildi ve “nal” kelimesi, bir anda “değişik” anlamına gelen bir şeye dönüştü. Kısacası, “nal” hem Türkçede, hem de eski Farsçadan geçmiş bir kelime. Yağlı bir espri ile “Nal hangi dilde?” sorusunun cevabını vermek gerekirse, şöyle derdim: “Nerede at varsa, nal oradadır!” Hadi, bir de buna gülün!
Nal Dediğin Nedir ki?
Şimdi, bir İzmirli olarak şunu söylemeliyim: “Nal” bir kelime olarak, bizim kültürümüzle o kadar özdeşleşmiş ki, zaman zaman bizzat kendim bile, bu kelimenin arkasındaki anlamı sorgulamaktan vazgeçiyorum. Mesela geçen hafta, sabah kahvaltısında annemle konuşurken, o tam “kızım nal hangi dilde” demişti de ben sanki şaka yapıyormuşum gibi “Bence İzmirlilerce keşfedilmiş bir dil!” demiştim.
Annem tabii ki bakış açısında hiçbir değişiklik yapmadan, “Aman, çocuğum, sen bu işin nereye varacağını hiç düşünmüyorsun.” dedi. Ben de ona, “Annem, ben nalı çoktan öğrendim, bak sana da anlatıyorum!” diye karşılık verdim. Sonra, bir an düşündüm de gerçekten “nal” bir kelime olarak bu kadar evrilebiliyorsa, demek ki sadece kelimeler değil, düşünceler de evriliyor. Bu, dilin ne kadar dinamik bir şey olduğunu bir kez daha hatırlattı bana.
Nal ve Hayat: Esprili Bir Sonuç
Sonuç olarak, “nal” hangi dilde?” sorusu hiç bitmeyecek bir muamma. İzmir’de büyümüş bir genç olarak bu tarz soru ve kelimelere daha sık denk geliyorum. Bu da demek oluyor ki, arkadaş ortamındaki esprilerime kendimce bir anlam yükleyip, sosyal hayatı biraz da olsa daha eğlenceli hale getiriyorum. Yani, aslında her şeyin kaynağı, bizim bakış açımızdan başka bir şey değil. “Nal” belki de sadece bir başlangıçtır. Bizi daha çok düşündürebilecek, daha fazla derinleşebilecek kelimelerin öncüsü.
O zaman soruyu tekrar soralım: Nal hangi dilde? Belki de en doğrusu şu: Herkesin dilinde, ancak her dilde başka bir şekilde.